CENKNÂMELERE MERHABA!…

Yakın tarih diyebileceğimiz yıllara kadar evlerimizde, kıraathanelerde ve köy odalarında okunan veya anlatılan cenknâmelerde, Anadolu’nun Türk vatanı olma sürecindeki mücadeleler kahraman kişiler üzerinden hikâye edilmektedir. Medeniyet dünyamızın bir parçası olan bu hikâyelerde yiğitlik, sevgi, barış ve cömertlik sembolü olan Hz. Ali’nin kahramanlıkları anlatıldığı gibi Ebû Müslim Horasanî ve Battal Gazi hikâyeleri mesnevî tarzında yazılmıştır.

Fizikî ve ahlâkî kahramanlığın bir modeli olan Hz. Ali ve onun nesli; fütüvvetnâme, cenknâme, hâverânnâme, menkıbe ve halk hikâyelerine konu olan bir kahramanlık sembolü ve aynı zamanda geniş bir coğrafi bölgenin İslamlaştırma sürecinin de önemli bir tezahürüdür.

Bugün yaşı elliyi aşmış olanlarımızın hatıralarında özel bir yere sahip olan Cenknâmelerde olağanüstü olaylar yanında güzel ahlâk, erdemler ve insanı yücelten değerler anlatılmaktadır. Bir ideal sahibi olmak, hangi şartlarda olunursa olunsun kötülükle mücadele etmek, sahip olduklarını paylaşmak, merhamet, doğruluk, mertlik, sadakat, cesaret gibi kavramlar Hazreti Ali Cenkleri yoluyla insanımızın ruh ve gönül dünyasını aydınlatmıştır.

Her insanda bulunmasını isteğimiz safiyet ve samimiyet Cenklerin başkahramanı Efendimizden başlayarak, Hazreti Ali ve çocukları ve sahabelerde ideal halini bularak hikâyeler boyunca sürmektedir. Bir başka ifadeyle söyleyecek olursak; katılaşmış hayatımıza Hazreti Ali Cenkleri adeta akan su gibi, rengiyle ve gıdasıyla samimiyetin sembolü olan süt gibi, geceleyin gökyüzünde bir sevinç nişanesi halinde asılı duran yıldızlar gibi, masumiyetini asla yitirmemiş masmavi gökyüzü gibi yepyeni bir insan bilinci ve taptaze bir bahar iklimi sunmaktadır.

Bizleri böylesi güzelliklerle buluşturan Büyüyenay Yayınları “Hz. Ali Cenkleri” ni günümüze taşıyarak kültür dünyamıza yeni bir soluk getirdi. İsmail Toprak tarafından kaleme alınan Hz. Ali Cenknâmeleri, el yazması ve matbu metinler çocukluğumuzun metinlerindeki dil zevkini aynıyla yaşatmaktadır. Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasındaki savaşları konu edinen hikâyeler, İslâmiyet’ten önceki destan geleneğinin bir devamı gibi görülebilirse de, çıkış noktalarını Kur’an ve hadisler başta olmak üzere İslâm tarihi oluşturmaktadır. Arap ve Fars kültürleriyle harmanlanmış Türk sözlü kültürünün anlatıları, daha çok manzum hikâyeler olarak kaleme alınmış, içerdikleri unsurlar dolayısıyla da toplumun her kesiminden ilgi görmüştür. Cenknâmelerde geçen mücadeleler bazen tarihi vakalar, bazen destansı öğelerle birleşir. Yegâne gayesi dinî tebliğ olan bu savaşlar ve serüvenler Hazreti Muhammed (s.a.v.) zamanında olmuş gibi gösterilerek O’nun önderliği hep canlı tutulur. İslâm’ın yayılmasının efsanesi Cenknâmeler dışında müellifi olmayan Dede Korkut Hikâyeleri, Köroğlu Destanı, Tahir ile Zühre, Seyfü’l-Mülûk Hikâyesi, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi kitaplar XIII.-XIV. yüzyıllarda kaleme alınmıştır.

Kültürümüzde “Cenknâme-i Ebu Müslim”, “Cenknâme-i Seyit Battal Gazi”, “Cenknâme-i Emir Hamza” gibi kitaplar yaygın olmakla birlikte Cenknâme tabiri daha çok Hazreti Ali etrafında teşekkül etmiş dinîkahramanlık hikâyeleri için kullanılmaktadır. Hazreti Muhammed, Hazreti Ali ve çocukları etrafında şekillenen Cenknâmelerde, Hz. Ali’nin hayat hikâyesi, kerametleri ve onun etrafında cereyan etmiş olaylar anlatılırken, öte yandan İslam büyüklerinin kahramanlıklarına yer verilmiştir. Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Muhammed Hanife olmak üzere bahadır, pehlivan gibi sıfatlar ile anılan cengâver şahsiyetler, bilhassa Anadolu’nun İslâmlaşması ile beraber millet muhayyilesinde en yüce yeri işgal eden gazi tipinin temsilcileri olarak ön plandadır. Gazâ ruhunun çıkış noktasını temsil eden Hz. Muhammed’i merkez alan hikâyeler onun çevresinde cereyan eden vakalar halinde devam eder.

Hz. Ali’nin tam bir tanımı yapılmadığı gibi anlatılarda Hz. Ali, kimi zaman hayalî ve destansı, kimi zaman da gerçek ve tarihî kimliği ile İslâmiyet’i yayma ve zulüm gören Müslüman halkı kurtarma gayesi doğrultusunda çeşitli mücadeleler içerisine girmektedir. Onu, halkı kötü güçlerden koruyan, darda kalan insanların imdadına yetişen, onları düşman zulmünden koruyup kollayan, halkın sevdiği ve yücelttiği bir kahraman veya olağanüstü güçleri bulunan biri olarak görürüz. Diğer taraftan o, ejderhalarla, devlerle ve cadılarla da savaşır. Buradaki dev ve ejderhalar, kötü güçleri sembolize etmektedir.

Metinlerde Hazreti Ali için kullanılan; “Şah-ı Merdan, Şah-ı Velayet, Merd-i Meydan, Şîr-i Yezdan, Emiru’l Müminin, Civanmert, Şîr-i Huda, Haydar-ı Kerrar, Esedullahi’l-Galib, Ebû Türab, Sahib-i Velayet Şah-ı Süvar Sahib-i Zülfikâr, Sahibü’z-Zaman, İmamü’l-Muttakin” gibi ifadelerle Hazreti Muhammed (s.a.v.) için kullanılan; “Habib-i Seyyidi’l-Mürselin, Hazreti Habibullah Muhammed Mustafa, Server-i Kâinat ve Mefhar-i Mevcudat, Sultan-ı Urefa Müzekki Mücteba Muhammed Mustafa, Seyyid-i Kevneyn Muhammed Mustafa (s.a.v.)” gibi ifadeler orijinaliyle birebir korunmuş.

Hülasa; Büyüyenay Yayıncılık’ın günümüz insanı ile buluşturduğu Hazreti Ali Cenknâmeleri, Ebû Müslüm Horasanî ve Battal Gazi Hikâyeleri’ni okunacak kitaplar listenize alırsanız iyi olur diyerek yazımıza nokta koyuyoruz.