BASINA İLAN ALANLAR

“Hiç bir yerde gazete bizdeki benzer bir rol oynamamıştır. Başka yerlerde o, düşüncenin daha geniş surette topluma yayılması için seçtiği hareket sahalarından biridir. Arkası bütün cemiyet müesseseleri ve devam halinde olan, hayatla daima münasebetdar bir düşünce dünyası vardır. Bizde ise bütün işaretler oradan gelir. Kalabalık onun etrafında kurulur. Okumayı o yayar. Mekteplerin uzak bir gelecek için hazırladığı ocağı o tutuşturur.” Ahmet Hamdi Tanpınar

Resmi ilanların dağıtımında adaletsiz davranıldığı gerekçesiyle hükümet ile gazeteleri karşı karşıya getiren uygulamaya son vermek gayesi ile 2 Ocak 1961 tarihinde kurulan Basın İlan Kurumu’ndan haberdarsınızdır.

Bugüne kadar düşünce farkı gözetmeksizin yürüttüğü aracılık hizmetini başarıyla sürdüren kurumun Genel Kurulu’nda  ‘Basın’, ‘Hükümet’ ve ‘Tarafsızlar’ olmak üzere 36 üye görev yapmaktadır.  Her meslek grubundan eşit temsille oluşan Denetçiler ve Yönetim Kurulu ile Genel Müdürlük ve Şubeler oluşmaktadır.

Şubelerin bulunduğu illerin resmi ilanlarının yayınlanması Kurumun görev alanında bulunmakta, diğer yerlerde ise, valilikler üstlenmektedir.

Türkiye genelinde resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunan bin 90 gazeteden (Ocak 2019 itibariyle) görev alanında bulunan yaklaşık 693 ünü, resmi ilan yayınlama hakkının devamı bakımından düzenli olarak denetleyen Basın İlan Kurumun özellikle yerel gazeteler için hayati öneme dair destek sağladığını biliyoruz.

Kurum, gazetelerin kendilerine ait internet haber sitelerini de bu kapsamda inceleyip müeyyide uygulayabilmekle birlikte evrensel etik ve hukuk kuralları çerçevesinde çok sayıda kişi, kurum ve kuruluşun mağduriyetini gidermektedir.

Gazete işletmelerine kredi, basın meslek derneklerine nakdi yardım ve basın mesleğinde çalışanlara faizsiz borç vermeyi sürdüren Kurum, Lozan Barış Antlaşması kapsamında ülkemizde azınlık statüsünde sayılan Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatlerince çıkarılan gazetelere de desteği; basın mesleğinde en az on yıl çalışmış olup, çalışamaz ve yardıma muhtaç duruma düşenlere yardım, hayatını kaybedenlerin ise ailelerine ölüm yardımı yapılmaktadır.

Türkiye’nin en büyük dijital gazete arşivini hizmete sunan Kurumun önemli görevlerinden biri de Basın Ahlak Esasları kapsamında şikâyete bağlı inceleme yaparak, ihlalin sabit olduğu hallerde ‘resmi ilan kesilmesi’ yoluyla gazetelere yaptırım uygulamasıdır.

Anayasa’nın 174’üncü maddesinde yazılı “İnkılâp Kanunları” aleyhine yayın yapılamayacağı, haberlerin hukuka aykırı yollardan elde edilemeyeceği ve yayınlanamayacağı, kimsenin suçlu olduğu kesin yargı kararı ile belirtilmedikçe suçlu olarak ilân edilemez olduğu, suç ile mücadeleyi etkisiz kılacak yayın yapılamayacağı, şiddet ve terörü özendirecek, uyuşturucu maddeler ve her türlü örgüt suçları ile mücadeleyi etkisiz kılacak yayın yapılmayacağı, cinsel tacize teşvik eden ve şiddeti özendirmeden kadını sadece bir “cinsel nesne” olarak gösteren yayınlar yapılamayacağı gibi maddelerin yanı sıra ‘Ahlâka aykırı yayın yapılamaz’ ilkesi ile dinin de istismar edilemeyeceği yayınlarda, eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı sözcükler kullanılamayacağı, hakaret sövülme, iftira ve haksız isnat yapılamayacağı. Bireylerin özel hayatlarının gizliliği ilkesinin ihlâl edilemeyeceği, hiç kimsenin ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları sebebiyle kınanamayacağı maddeler halinde teferruatlı bir şekilde yer almıştır.

Yayınları da var…

Basın İlan Kurumu meslek bilgilerini içeren iki ayda bir yayınlanan ‘Basın Hayatı’ dergisinin yanı sıra kamunun dikkatini çeken mevzularda da yayınları bulunmaktadır. Bu yayınlarıyla kültürel değerlerimize sahip çıkılırken yakın tarihimize damga vurmuş olayları da masaya yatırarak tarihimize tanıklık eden yayınlarla göz doldurmaktadır. 

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen ve aziz milletimizin kararlı duruşuyla engellenen 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ülke genelinde yayınlanan gazetelerin birinci sayfalarını “15 Temmuz ve Manşetler” adıyla bir araya getirerek milletin demokrasinin ve ülkesinin geleceğine sahip çıktığına dikkat çeken kitapta o gece yaşanılan destan anlatılmaktadır. Gelecek nesillere bugünleri daima zihinlerinde canlı tutmalarına katkı olmak üzere tarihi bir vesika bırakmak amacıyla bu yayını hazırladıklarını belirtmektedirler.

Türk edebiyatı ve Türk düşünce tarihinde önemli yeri olan bir münevverimizi de unutmamışlar. Jurnal’indeki ifadesiyle “Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü.” diyen çağın vicdanı olmaya talip Cemil Meriç’in basınımızdaki yerini muhtelif yazarlarımızın dilinden okumanın hazzını Adem Yılmaz editörlüğünde hazırlanan “Türk Basınında Cemil Meriç” kitabında yaşıyorsunuz.

Ömrünü düşünceye adayan, farklı siyasî ve dinî yelpazedeki düşünce adamlarını ilim haysiyeti içinde selamlayan, her düşünceye saygılı, aydın namusuna sahip, olaylara ve kişilere objektif olma çabasıyla bakan bir mütefekkir Cemil Meriç, Osmanlının yıkılışına ve Cumhuriyet’in kuruluşuna şahitlik etmiş, zor zamanların tanığı olmuş, yaşadığı zaman dilimi itibariyle ister istemez eski/yeni doğu/ batı gibi kelimelerin anlamlandırılma çabalarının olduğu bir dönemde bu ikilemleri yaşamış ve bu kavramlara farklı bakabilmiş bir entelektüeldir.

Yazdıkları haberlerle, olaylara tanıklıklarıyla tarihe not düşen gazeteciler, tarih bilimine göre tarihçi sayılıyor. Eski tarihçiler, akademik tarihçiden çok gazeteci tipi; yani olayları birebir yaşayan, gözlemleyen, belgeleyen, arka planını ortaya çıkarıp yazan haberciler gibiydi.

Gazeteler tarihi birer vesikadır, tarih kitaplarını açmadan, gazetelerdeki sadece ilan ve reklamları okuyarak, siyasi, sosyal ve kültürel hayatımıza ilişkin çok detaylı bilgilere ulaşabiliriz.  Yaklaşık 130 yıllık bir dönemin tarihini ilanlar ve reklamlar penceresinden Ergun Hiçyılmaz’ın tanıklıkları ve arşivindeki vesikalarla “Basın İlanlı Asr-ı Hayat” eseri ile Osmanlı’nın savaşlarla ve yıkımlarla geçen son dönemlerini, yeni bir yüzyılın başlangıcını, Birinci Dünya Savaşı’nı, Cumhuriyet’in ilanını, toplumun son 100 yılda yaşadığı değişimleri, siyasal gerilimleri, sosyal dönüşümleri, hüzünlerimizi, mutluluklarımızı ilan ve reklamlardan öğrenmiş oluyorsunuz.

Meslekî dayanışmanın yanı sıra yaşadığı topluma hizmetin devam etmesi dileğimizle.