MİLLETİN KÜTÜPHANESİ

Kitapların ve yazılı eserlerin insanların hizmetine sunulduğu, araştırmaların yapılabildiği kütüphanelerin ilki Asurlar döneminde Ninova’da, sonralarında Eski Yunan, İskenderiye, Anadolu Efes, Bergama, Kayseri, Urfa ve İstanbul’da kurulduklarına dair bilgilere itibar ediyoruz.

Hz. Peygamber (sav)’in devlet başkanlarına yazdığı mektuplar, yaptığı antlaşmalar ve hadis sayfalarıyla Hz. Ebû Bekir (ra) döneminde Mushaf haline getirilip Hz. Osman (ra) zamanında çoğaltılan Kur’an nüshalarını zikrederek, İslâm âleminde kütüphanelerin, Emevîler döneminde ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Kurtuba Sarayı kütüphanesinin Müslüman İspanya’da kurulan en önemli kütüphane olduğunu; Anadolu Selçukluları devrinde kurulan medreselerin kütüphanelerinden başka XVII. yüzyılın başlarında müstakil kütüphanenin ortaya çıktığı 1678 yılına kadar İstanbul’da kurulan büyük medreselerin hemen hemen hepsinde birer kütüphane bulunduğunu unutmayalım.  

Osmanlı Devleti içerisinde önemli kurumlarından olan kütüphaneler, bilim, kültür, eğitim ve sanat hayatımızda rol oynamış sosyal kurumlardır. Bilginin aktarılmasında, bilgi kaynaklarının korunmasında, çoğaltılmasında ve hizmete sunulmasında aktif olarak görev alan kütüphaneler Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıllarında önemsenmiştir. O yıllarda vakıf kütüphaneleri dışında ilk resmî kütüphane Beyazıt Devlet Kütüphanesidir (1882). 1924 de Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle Yıldız Sarayı Kütüphanesi İstanbul Üniversitesi Kütüphanesine nakledilir ve diğer fakülte kitaplıklarındaki kitapların toplanması ile Üniversite Merkez Kütüphanesi kurulmuştur.

Paris’te yaptığı kütüphanecilik eğitimini (1925) tamamlayarak dönen İstanbul Üniversitesi Kütüphane Müdürü Fehmi Ethem Karatay, Batı’daki kütüphanecilik anlayışını ve bilgilerini meslektaşlarına aktarabilmek için ‘Kütüphanecilik’ kitabını bastırmış, kütüphanelerde çalışan memurlara kütüphanecilik kursu açmayı ihmal etmemiştir.

Cumhuriyetin ilânından sonra kütüphane ve kütüphanecilik sorunlarımız önemle ele alınmış ancak, bu çabalar, modern kütüphanecilik tekniklerini uygulayacak elemanlar bulunmadığı için olumlu sonuçlar vermemiştir. Kütüphanelerde ne kadar kıymetli koleksiyonlar bulunursa bulunsun, iyi yetişmiş kütüphaneciler bulunmadıkça istifadeye sunulması imkânsızdır. Türk Kütüphanecilik tarihi açısından önemli gelişme kuşkusuz 29 Mart 1950 yılında Ankara’da Milli Kütüphane’nin açılmasıdır.

Türkiye’de kütüphanecilik eğitiminin üniversite düzeyine çıkarılmasının yanı sıra hali hazırda ülkemizde bulunan kütüphanelerin yeniden düzenlenmesi ve kurumsallaştırılması amacıyla bu dönemde bazı çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Kütüphanecilik Enstitüsü ve Türk Kütüphaneciler Derneği ile ulusal ve uluslararası platformda akademik ve meslekî kimliğini sağlamlaştıran kütüphaneciliğin, kendini tanıtmak, alanıyla ilgili sorunları tartışmak, akademik ve uygulamaya yönelik çalışmaları tüm ülkeye duyurmak, meslekî ve akademik birlikteliği sağlamak ve kendi literatürü zenginleştirmek gayesiyle birçok akademik kurumun ve meslekle ilgili derneklerin olduğu gibi süreli yayınlarının olması kütüphaneciliğin etkisini hissettirmeye başladığı yıllardır.  Bu dönemde, Adnan Ötüken, Fehmi Ethem Karatay, Aziz Berker ve Osman Ersoy gibi kütüphanecilerimizin özverili çalışmalarını hatırlamamız onlara saygımızın ifadesidir.  

Diğer özelliklerinin yanı sıra, bir düşünce adamı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün kitap sevgisini, yakınında bulunmuş arkadaşları, “Onun bir kitabı merak ettiğinde, bitirmeden uyumadığı ya da çok az uyuyarak okumaya devam ettiği” şeklinde anlatırlar. Kitap okumayı tutku derecesinde seven Atatürk, Cumhuriyet sonrası zamana kadar yerleşik bir hayatı olmadığı için, çok istemesine rağmen kütüphane kurmaya muvaffak olamamış, yanında okumak istediği, sevdiği, faydalı bulduğu kitapları taşımakla yetinmiştir. Ancak Ankara ve İstanbul’da sürekli olarak kalmaya başladıktan sonra kütüphane kurabilmiştir.

Beştepe’de 5 milyon ciltlik kitabın yer aldığı Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi geçtiğimiz günlerde açıldı.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere İlber Ortaylı gibi tarihçiler ve sanatçılar özel koleksiyonlarını bağışladılar.  Kütüphane için yapılan çağrıya Dışişleri Bakanlığı da katıldığından, yurt dışındaki temsilciliklerden kitap bağışları gelmesi sevindirici gelişmedir. Şu ana kadar 2 milyona yakın kitabın kataloglama çalışmasının tamamlandığı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yer alan kütüphane için iki taşıyıcı sütun üzerinde kitap görselinin bulunduğu özel bir logo da tasarlanmış. 

Kütüphanede özel koleksiyonlar, nadir eserler, el yazmaları, fermanlar, haritalar, fotoğraflar, pullar ve gravürlerin yanı sıra dijital eserler de kullanıcılara sunulacak. Başkan Erdoğan’ın da kendi kütüphanesindeki el yazması Kuran’ı bağışladığı öğrenildi. Erdoğan’ın lise yıllarında kartpostal satarak kazandığı parayla satın aldığı ve “En karlı yatırımım” dediği Ömer Nasuhi Bilmen‘in Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nun da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi bünyesine verdi. Kütüphane ile ilgisi sadece okumak olan birinden bu kadar özet bilgiyi alıp, teferruatını işin ilmini yapanlara bırakarak “Kitap dost, kitap arkadaş, kitap sırdaş” diyorum.