YEŞİLÇAM’DAN SİYASETE…

Siyasetin sanat olduğu konusunda farklı görüşlerimiz olmakla birlikte ‘siyaset sanatı’ tamlaması kulağa daha hoş gelmektedir.  Burada kastedilen daha çok, siyasetin belli bir beceri ve yaratıcılık isteyen bir iş olduğuna vurgu yapılmaktadır ki, doğrudur.

İnsanımız, sanatçının düşüncesi, politik duruşu ve yaşam tarzından öte onun sanatını nasıl icra ettiğine bakar; sanatçı, siyasî söylemlere ve eylemlere başladığında ise -sakınca görmemekle beraber- temkinli davranış sergiler. Siyasetin güzel sanatlar anlamındaki sanattan ayrı bir sanat; ama politika sanatı olduğunda hemfikirsek yazımıza konu edindiğimiz siyasetin sanatla buluşmasına göz atabiliriz. 

Sanatçı, belli bir toplumsal duyarlılığa yaslanıyorsa, yani toplumda belli bir karşılığı varsa, sanatsal düzlemde kendisini daha fazla ifade ediyor olabilecektir. Türkiye’de sanatsal faaliyet ya da sanatçıların etkinlikleri, politikanın müdahaleleri kadar, başka şeylere de bağlıdır.

 ‘Devlet Sanatçısı’ unvanının olduğu bir ülkede, devletin özel olarak sanat sözcüğünden hoşlanmadığını düşünmek çok doğru olmayacaktır. Harcında aydınların olduğu devlette,  koca bir toplumu çekip çeviren bir organizasyondan söz ediyorsak, bu organizasyonun entelektüel bir emeği içerdiğini kabul etmemiz gerekir. Bu sözlerim sakın yanlış değerlendirilmesin; sanatçılarımızı siyasete ısındırmaya çalışmıyorum.

Dünyanın en büyük film sanayisi olarak bilinen Hollywood’da sanatçılar ve siyaset içiçe bir hal alır da Türkiye’de yıllarca müziğini, oyununu ya da diğer yeteneklerini siyasi fikirleri ile bağdaştırarak toplumsal hareketlerin önünde olamaz mı? Sanatçıların bir kısmı sanatın ve politikanın birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, toplumun her kitlesine hitap edebilecek tavırlar takınırken, siyaset ile ilgilenen sanatçılarımızın daha geniş yelpazeye hitap edebilme çabalarını görmezden gelemeyiz.

Zaman zaman sanat dünyasından siyasete göz kırpanlar olmaktadır. Özellikle sinema, sahne ve müzik alanında uğraş veren sanatçılarımızın ülke meselelerini önemsedikleri için siyasete adım attıklarını ifade etmelerine bir anlam yüklemekte zorlanıyorum.  Zira sanat adına yaptıkları güzel işlerle de ülkeye hizmet etme imkânları bulunmaktadır.  Ancak, yazar, şair, düşünür, ressam, sporcu, akademisyen ve farklı meslek gruplarından siyasete soyunanların sayısı bir hayli dikkat çekmektedir. Hiç şüphesiz onların bilgi ve birikimlerinin siyasi iradeye yansıması çok güzel olmaktadır. Toplumda yaptıkları işleriyle adlarından söz ettiren bu isimlerin siyasi arenada çabuk tükendiklerini görünce de üzülüyor ve ‘keşke’ diye başlayan cümleleri birbiri ardına sıralayıveriyoruz. 

Sanat dünyasından isimlerin aktif siyasete girmelerini sosyologlara bırakarak ülkemizde bugüne kadar siyasete adım atmış veya adım atacakken yoldan dönmüş olanlara bir göz atalım istedim.

Malkoçoğlu olarak zihinlerde yer tutan Cüneyt Arkın,  1991 yılında Eskişehir’de ANAP’tan seçime girmiş ancak seçilemeyince yaptığı açıklamada siyasete girmekten pişman olduğunu ifade ederek; “Halk, sanatçısının bir partiden olmasını istemiyor. ANAP’tan seçime girdim ama halktan olumlu tepki almadım” demiştir.

Zülfü Livaneli, Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı 1994’te SHP’den aday olmuş ancak başkanlık yarışında ipi Refah Partisi adayı Recep Tayyip Erdoğan göğüslemiştir.  Hâlbuki araştırma yapan şirkete göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışın Zülfü Livaneli ile ANAP adayı İlhan Kesici arasında geçeceği söylenmişti. Livaneli 2002’de CHP’den İstanbul milletvekili seçildi ve 2005’teki Deniz Baykal ve Mustafa Sarıgül’ün yarıştığı kurultayda genel başkan adayı olmak istedi, ama yeterli imzayı toplayamadığı için bu isteğini gerçekleştiremeyince bir süre sonra sert açıklamayla partisinden istifa etti.

Yeşilçam’ın bir başka önemli kadın oyuncusu Fatma Girik siyasete hızlı bir giriş yapanlardan. 1989’da SHP’nin Şişli belediye başkan adayı olarak ANAP’lı rakibine 20 bin oy fark atıp, belediye başkanı seçildi. Çalıştığı dönemde yolsuzluk iddiaları çıkan Fatma Girik, 1999’da CHP’den adaylığı söz konusu olmuş, fakat parti içinde yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı adaylıktan çekilmişti.

Türk Halk Müziği sanatçısı Arif Sağ 1987’de Erdal İnönü’nün genel başkanı olduğu SHP’den milletvekili seçildi.  Milletvekilliği serüveni bir dönemle sınırlı kaldı.

Türk sinemasına 40 yılını vermiş bir isim. 80’e yakın filmde rol alan Halil Ergün, siyaset arenasına ilk kez 1994 yerel seçimlerinde adım attı. SHP’nin Beyoğlu adayı olan ünlü sanatçı seçilemedi. 1999’da bu kez aynı ilçeye CHP’den talip olduğunda, Attila İlhan, Orhan Pamuk, Tarık Akan, Çolpan İlhan, Müjde Ar ve Rutkay Aziz gibi sanatçıların destek açıklamasına rağmen yine başarılı olamadı.

2011 seçimlerinde CHP’den TBMM’ye milletvekili olarak giren ancak ikinci dönemi göremeyen bir sanatçımız ise Sabahat Akkiraz oldu.

Sinema yönetmeni ve senarist Mesut Uçakan, 2011 yılında AK Parti’den İstanbul milletvekili aday adayı olduğunda önceki seçim süreçlerinde milletvekili olması için aldığı teklifleri reddettiğini, siyasete pek sıcak bakmadığını, ancak yakın çevresinin ısrarları karşısında bu seçim döneminde milletvekili adayı olmaya karar verdiğini ‘istemem yan cebime koy’ misali, “Siyaset kapsamında da çok büyük projeleri sanata kaydırabileceğimi düşündüm. AK Parti’nin bu dönemde kültür ve sanata ciddi yatırımlar yapacağını öğrendim. Bu nedenle aday adayı oldum. Dilekçemi dün akşam verdim” demiş. Öte yandan çözüm sürecine destek olmak için ‘Akil Adamlar’ heyetinde yer alan Kadir İnanır’ın siyasete niyetlendiğine dair söylentiler boşa çıktı.

Sinema sanatçılarımız arasında siyasetin gereklerini yerine getiren isimlerden birisi Berhan Şimşek’tir. 2002-2007 arasında milletvekilliği yaptıktan sonra CHP’de önemli görevlerde bulunan Şimşek, 1999’dan itibaren Parti Meclisi (PM) üyeliği ve MYK’da bulundu. 2010-2011 yılları arasında CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini de ifa ederek aktif siyasete devam etti.

Televizyonlarda ‘Olacak O Kadar’ skeçleriyle ünlenen Levent Kırca iki kez belediye başkanlığında şansını denedi ama muvaffak olamayan isimlerden. 2009 Yerel Seçimleri için DSP’den Üsküdar Belediye Başkanlığına aday olmuş, ancak yarışta 4’üncü sırayı alabilmişti. 2014’teki yerel seçiminde ise yönetimine girdiği İşçi Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş 8. sırada yer almıştır.

Türk sinemasına önemli hizmetlerde bulunan Ediz Hun, 1999-2002 arasında ANAP İstanbul milletvekili olarak Meclis’te özellikle çevre konularında yaptığı çalışmaları ile göz doldurdu. 2002’de tekrar aday gösterilen Ediz Hun, partisinin barajı geçememesi üzerine Meclis’e girememiştir.

Hayatının bir bölümünde kamyon şoförlüğü yapmış bir sinemacı, TBMM Genel Kurulu gibi ciddi ortamlarda espri yapabilen bir siyasetçi, senaristlik, yönetmenlik, sinema oyunculuğu, müzik yapımcılığı ve ulusal basında köşe yazarlığı ile renkli sima olan Sırrı Süreyya Önder  2011’de İstanbul 2. bölgeden milletvekili seçildi. 2014 Yerel Seçimlerinde HDP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı oldu. 25 ve 26. Dönemlerde HDP Ankara Milletvekili olarak parlamentoda görev yapan Önder, HDP’nin eş genel başkan yardımcısı oldu. 2014 yılında katıldığı Çankaya resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın “Siz nerelisiniz?” diye sorduğu Önder’in, “Adıyamanlıyım, Çok affedersiniz Türküm, tedavi oluyorum” cevabını vermesi ve esprinin Erdoğan çiftini güldürmesi gibi haberler medyada yer bulmuştu.

‘Ayağında Kundura’ ile inşaatlardan sahnelere gelen ‘İbo’ İbrahim Tatlıses 22 Temmuz 2007 seçimlerinde Genç Parti’den aday oldu, ancak partinin seçimlerden çekilmesinden sonra siyaset macerası kısa sürdü. İleriki yıllarda Recep Tayyip Erdoğan ile samimi görüşmelerin ardından rotasını Ak Parti’ye çevirdi. Yaşadığı silahlı saldırı sonrası siyaset talebini askıya alan Tatlıses, 1 Kasım 2015 seçimlerinde milletvekilliği seçimlerinde aday adayı olarak Şanlıurfa‘dan başvuru yaptıktan sonra sebebi bilinmeyen nedenlerden ötürü kararından vazgeçti.  

Şarkıcı Metin Şentürk, 2002’de Tansu Çiller’in liderliğindeki DYP’den siyasete ilk adımı atarak İstanbul’dan aday gösterildi, parti barajın altında kaldı.  Bağımsız aday olarak girdiği 2015 seçimlerinde bir hayal kırıklığı daha yaşadı.

Sinemamızın emektarlarından, karakter oyunculuğunda başarısı olan Menderes Samancılar’ın siyasetle ilgili tek girişimi 1999’da Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin Adana milletvekili adaylığıdır ki seçilememiştir.  

Arabesk müziğin güçlü sesi Ferdi Tayfur da 22 Temmuz 2007 seçimlerinde MHP‘den siyasete yelken açanlardandır.

Türk Halk Müziği sanatçılarından Ali Tolga Çandar, 2011 yılında CHP’den Muğla milletvekili seçildi. Onunda vekillik serüveni, birçok meslektaşı gibi kısa sürdü.

Müzik dünyamıza onlarca ismi kazandıran yapımcı Şahin Özer, siyasete 1990’larda DYP’den atıldı. 1994 ve 1999’da DYP’den vekil adayı olan Özer iki seçimde de TBMM’ye giremedi. Daha sonra AK Parti saflarına katılan Özer, 2004’te Beşiktaş’tan girdiği seçimi kazanamadı.

1970’li yıllarda ‘Bim Bam Bom’ şarkısıyla gençlere fırtınalar estiren Yasemin Kumral, Ak Parti kurucuları arasında yer aldı. Daha sonraki yıllarda İzmir milletvekili adaylığını açıklarken “Israrlara dayanamadım ve hizmet için kabul ettim” sözleri o günlerde medyada çok konuşulmuştu. Onun gibi Ak Parti kurucuları arasında yer alan diğer bir isim ise Tamer Yiğit’tir. O da siyasette daha sonra gözükmeyenlerden.  

Osman Yağmurdereli hem şarkıcı hem de film yapımcısıydı. Ak Parti’den bir dönem milletvekili seçildi. Ancak milletvekilliğini bitiremeden vefat etti.

20 yıllık profesyonel müzik hayatında 400’e yakın eseri bulunan, Türkiye, Avrupa, Amerika, Avustralya ve Orta Asya’da kültür ve sanat etkinliklerinde yer alan,  20’nin üzerinde albüm çalışması olan Uğur Işılak ismi Ak Parti’nin seçim şarkılarıyla gündeme gelmişti. Haziran 2015 seçimlerinde kısa dönem meclise girmiştir. 2010 yılında yapılan röportajda “Ben hayatımın hiçbir döneminde solcu olmadım. Ama ben sağcıyım da demedim. Kendimi sağcı olarak da tanımlamıyorum çünkü sağcılık gibi çok cılız bir kavramın içine sıkışmak istemiyorum” diyen Işılak, 1 Kasım 2015 seçimlerinde milletvekili adayı olamamıştır.

“Meclis’e laf olsun diye değil, hizmet etmek için girmeyi hedefledim” diyen piyanist şantör Cengiz Kurtoğlu, AK Parti’den İstanbul milletvekili aday adaylığını açıkladı, listeye giremedi.

Sanat camiasının sevilen ismi, konserlerinde ve programlarında sıklıkla ‘Kültür Bakanı’ olacağını söyleyen Barış Manço’dan 1994’de DYP’den Kadıköy Belediye Başkanı adayı olması istenmiş,  o seçildiği takdirde gelecek yasaklar nedeniyle sevenlerinden ayrı kalacağını düşünerek kabul etmemişti.

Marmara üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan Eşref Ziya Terzi Milli Gençlik Vakfı, Sarıyer Refah Partisi İlçe Başkan Yardımcılığı, Refah Partisi İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyeliği ve Fazilet Partisi’nde ilçe icrasında bulunan Eşref Ziya daha sonra aktif siyasetin içinde yer almadı. Marmara FM in kurucusu ve ilk yayın yönetmenliği görevini üstlendi. THE İMAM adlı sinema filminin başrolünde de rol aldı. Ak Parti’den milletvekili adaylığında başvurdu ama seçilemedi.

Türkçe sözlerle söylenen ilk pop müziği parçası olan ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’u seslendiren piyanist, besteci İlham Gencer MHP’den, sinemada ‘Susuz Yaz’ filmiyle çıkış yapan Hülya Koçyiğit, bir dönem siyasete adım atanlardan. Oyuncu Altan Erkekli, 2009 yerel seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Beşiktaş Belediye meclisi üyesi seçilmişti.  Barış Atay, Tuncer Necmioğlu, Necla Akben, Serdar Gökhan, Selahattin Alpay, Ozan Orhon, Şebnem Kısaparmak, Ankaralı Namık’ı unutmadan siyasetin, şöhret kaldırmadığını, sinema, sahne ve sahalardaki başarılarıyla şöhreti yakalayan birçok ünlü ismin, siyasete girmelerine karşın başarılı olamadıkları aşikârdır. Onlar da zaten bekledikleri sonucu alamadılar.

Başarılı oyunculuğunun yanı sıra, mülteciler ve cinsel şiddet gibi konularda gönüllü faaliyetler yapan BM iyi niyet elçisi Angelina Jolie, BBC’de katıldığı bir programda yakın gelecekte siyasete atılabileceğini söylemiş. Ne diyelim? Darısı bizimkilere olsun.