NE DURUYORSUN “Helva” YAZSANA!/“Helva kime nasipse o yer, parmağı uzun olan değil.” Mevlânâ

Yağ, un, şeker, süt veya suyla hazırlanan helvamız asırlardır damaklarımızı tatlandırmaktadır.  En çok tüketilen lezzetlerin başında gelen helva, asırlardır yörelere göre değişik tariflerle damağımızdaki yerini korurken, kederimize, sevincimize ortak ederek kültürel makamını da belirlemiş oluyoruz. Helvanın sadece ‘ölüm aşı’ olarak değil doğumdan ölüm sonrasına; sünnet, düğün, asker uğurlaması, ev almak, yeni bir işe başlamak ve hasat başlangıcı gibi önemli günlerimizde pişirilerek aile, akraba ve komşularla birlikte yenilmesi inanç değerlerimizle örtüşmektedir.

Yiyecek olmasının ötesinde sosyolojik bir anlam yüklediğimiz bu tatlının bugün Balkanlarda “Türk helvası” olarak yenildiğini ifade etmek isterim. İslâmiyet ile kültürümüzde yer aldıktan sonra bizlerle yaşamaya başlayan helvayı deyim, mani, ninni, türkü ve atasözlerimize konu etmişizdir.  

Mizah geleneğimizin en tatlı temsilcisi Nasreddin Hoca’ya sormuşlar. “İlminle irfanınla övünürsün. Anlat bize sen ne büyük keşiflerde, icatlarda bulundun. Senin de icadın vardır elbet…” Hoca düşünmüş taşınmış, “Var tabii ki” demiş. “Kar helvasını ben icat ettim.” “O ne ola ki?” demiş halk. “Kış gelip kar yağınca az kar kürüyüp bir tasa koyun, üzerine şeker, şurup, pekmez dökün afiyetle yiyin. İşte onu ben buldum” demiş. Hocanın dediğini yapan ahali, durumdan hiç de memnun kalmaz Hoca’ya şikâyete gider. “Yahu Hoca, bu nasıl icattır? Pekmezimiz de boşa gitti, beğenmedik icadını!” Ahalinin şikâyetine hak veren Hoca; “Yaptım ama ben de beğenmedim” dediği anlatılır.

Bir gün Akşehir çarşısında dolaşırken, canı helva çekmiş. Canı çekmiş çekmesine de, ne yapsın, cepte metelik yok. İlk dükkâna girip un, şeker ve yağ var mı? Sualine “var” cevabını alınca “ Eee, mübarek, ne duruyorsun, helva yapsana!” sözlerini bilmeyeniniz yoktur.

Yine bir gün vitrinde gördüğü helvayı canı çeker. İçeri girip helvayı kaşıklamaya başlar. Durumu gören dükkân sahibi “Be adam parasını ödemeden helva yenir mi?”  Hoca duymazlıktan gelip kaşıklamaya devam eder. Dükkân sahibi hocanın üstüne yürüyüp sille tokat dışarı atar. Hoca dışarıda birikenlere dönüp “Şu Konyalılar ikramı çok seviyorlar, insana döve döve helva yediriyorlar.”

Her ortamda nasıl hareket edileceğini, nasıl konuşulacağını çok iyi bilen birisi “Helvâ demesini de bilirim, halva da” derken kestirmeden örnekleme yaparız Kaçırılmış fırsat anlamında ise “Yandı gülüm keten helva” deyimini kullanırız.

Lâle devrinin ünlü şairi Nedîm helva sever miydi, sevmez miydi? Bilemem, mazmunlarında helva ile sevgilisi arasında kurduğu bağ önemli;

Hattun gelicek âşıka bûse mukarrer

Helvâ gicesidir hattın ey lebleri sükker. (Ey şeker dudaklı sevgili! Yeni çıkan ayva tüylerin helva gecesidir ve (bu durumda) âşıkına öpücük vermen kararlaştırılmıştır (uygundur).

Helvâlara söz yok hepisi nâzik ü şîrin

Hoş cümlesi ammâ kim efendim leb-i dilber.(Helvalara söz yok, hepsi güzel ve tatlı fakat (hepsinden güzeli) dilberdudağı (dır).

Devrin sadrazamına duâ ifadesi taşıyan şu beyitleri de dikkatlerinize arz etmek isterim.

Âsafâ sen sohbet-i helvâda şîrin-kam olup

Her şebin kılsun nice şevk u meserretle güzâr

Düşmenin helvâsı da burnunda koktu gâlibâ

Zannım odur kim zamân-ı sayfa dek itmez karar. (Ey Sadrazam! Helva sohbetinin tadı damağında kalsın, her gecen keyifli ve neşeli geçsin. Düşmanın helvası galiba burnunda koktu; öyle sanıyorum ki yaza kadar çıkmaz (ölür). Helvası burnunda kokmak deyimi ölümü yaklaştı, eceli geldi anlamında söylenir.

Bebeğini ayağında sallayıp uyutan bir annemiz,

Bir elinde tava sapı

Bir elinde helva topu

Okumuştu soyu sopu

Ninni yavruma ninni

Diyerek bebeğini sallarken, halkımızın farklı etkinliklerde doğaçlama söylediği mânilerimizi de hatırlayalım;

Helvaya keser vurdum

İçine ceviz koydum

Alacağım kız seni

Ben bu yola baş koydum.

 

Helvayı dövemedim

Yârimi göremedim

Yoluna öl dediler

Can tatlı ölemedim
Helvacıyım helvacı

Bir evde iki bacı

Hangisini alayım

İkisi de baş tacı
Hiçbir helvada yoktur

Koz helvasının tadı

Alacağım o kızı

Benimle çıktı adı.
Helvaya ceviz kattım

Pazara inip sattım

Yar yanımdan geçerken

Dikkatli gene baktım.

Allah sabredenlerin yardımcısıdır. Sabır mutlak surette iyi sonuç verir. Sabırla iş gören ve her işinde sabrı düstur edinen kişi, hiç olmayacak gibi görünen durumlarda bile başarıya ulaşır. ‘Sabır ile koruk helva olur’ deyimini “Sabırla koruk helva, dut yaprağı atlas olur” atasözüne dönüştürerek sabrın her gelen olumsuzluğu kabullenmek olmadığını, aksine bir işin başarılması için gerekli mücadelenin verilmesi esnasında karşılaşılan güçlüklere göğüs germek, azim ve kararlılıkla mücadeleye devam etmek olduğunun altını çizerken sabredilirse ekşi koruk tatlılaşır, helvaya dönüşür. Keza dut yaprağı da ipek böceği tarafından yenilirse salgılanıp ipek olur.

Halk arasında kış helvası diye de bilinen tahin helvasının soğuğa karşı direnci artırdığını, güç ve kuvvet verdiğini ilim erbabı ifade etmektedir. Uzun kış gecelerinde âlimler, şairler, sanatkârlar helva yemeye davet edilerek ilmî, edebî sohbetler yapılır, hoşça vakit geçirilirmiş. Musiki faslına geçildiğinde musikişinaslar ve hanendeler meclisi şenlendirerek sohbetin keyfini çıkarıyorlarmış.

Tahin Helvası, Koz Helvası, Kâğıt Helvası ve Yaz Helvası gibi imalathanelerde üretilenler dışında evlerde bilmece, mâni ve türkü eşliğinde hazırlanan Un Helvası, Gaziler Helvası, Memnûniye, İrmik Helvası, Helvây-ı Hâkanî, Cem Sultan Helvası, Keten Helvası, Tel Helvası, Ayva Helvası, Hersûde, Acı Helva ve Kabak Helvası’nı bugün bileni ve yiyeni de kalmamıştır.   

Anadolu’nun birçok yerinde tel helvası, kış gecelerinde komşuların davet edilen ev toplantılarında yapılır, ikram edilirdi. Keten helvasının ilginç ve zor yapılışını seyretmek eğlencelerin bir parçasıydı. Helva çekilirken, bilmeceler, maniler, türküler söylenir; bir taraftan çalgı çalınır. 

Bu gece toplandık burada hazla

Gelin kardeşlerim helva çekelim

Şekeri ezerken kırmayın fazla

Gelin kardeşlerim helva çekelim

Helvamız çok tatlı ve tel tel olur

Dostlar, sohbetimiz mükemmel olur

Kış günü Afyon’da bir emel olur

Gelin kardeşlerim helva çekelim

 

Sözümüz, ağzımız tatlı tatlıdır

Çekilen helvamız katlı katlıdır

Helva çeken dostlar hep kanatlıdır

Gelin kardeşlerim helva çekelim

 

Kültürümüzün bir parçası, en çok tüketilen yiyecekler arasında yer alan helvayı bir şişe gazoz ve yarım ekmek arasında şu eski türkünün sözleriyle lezzetlendirmeniz düşüncesiyle yazımı noktalıyorum.

Çadır altı minare / El ettim eski yâre

Anam kurban ben kurban da / Setre pantollu yâre

Helvacı helva / keten tohumlu helva / şeker lokumlu helva