MİTİNGLERİN İSİMSİZLERİ

İnsanların, çeşitli konular üzerine düşüncelerini dile getirmeleri demokratik haklarıdır.  Siyasi parti, dernek ve sendika gibi sivil toplum temsilcileri kendi propagandasını yapmak, fikirlerini iletmek, sesini duyurmak; olayları protesto etmek için genellikle geniş cadde ve alanlarda silahsız, saldırısız, teşkilatlı şekilde miting düzenler.

Genellikle şehrin meydanlarının kullanıldığı mitinglerde bir konunun ve düşüncenin izah edilerek toplantıdakilere kabul ettirilmesinden çok; belli bir insan topluluğunun, belli konu ve olaylardaki düşünce ve tutumunu, siyasi iktidara, çevre halkına, kamuoyuna duyurma ve onları etkileme gayesi gütmektedir.  Ancak, katılımcıların bazısı kendi değer ölçülerini ifade ederken kalabalığın akışına kapılır veya amiyane tabirle gaza gelince olay çıkar.

Meydanlarda toplumu uyarmak, dikkatini çekmek, taraftar kazanmak veya gövde gösterisi yapmak maksadı taşıyan mitinglere parti sempatizanları ellerinde görüş ve düşüncelerini açıklayan pankartlarla katılırlar.  

Partilerin mitinglerde kullandıkları araçların diğer gelişen teknolojik değişimlere paralel bir hal aldığını ifade etmek isterim. Yani seksenli yıllarda bir kamyonetin kasasına ses cihazlarının monte edilmesiyle bir ilk yaşanmış, diğer partiler şaşırmışlar. Sonraki yıllarda üstlerine platform konulan otobüslerde konuşma yapmak için içeriden merdivenle çıkılması, dinlenme ve ihtiyaçların giderilmesine yönelik değişikliklere Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan gibi önemli isimlerin seçim mitinglerinde kurduğu ses sistemi ile adından övgü ile söz edilen Erkal Zenger bile şaşırmıştır.  Şimdilerde sahne veya platform şekline dönüşebilen, sahne yanlarına dev ekranlar monte edilen araçlar teknolojik gelişmelerle meydanlarda farklılık göstermiştir.

Bu gelişmeleri hatırlattıktan sonra kalabalıkları coşturan, simaları hatırlanıp isimleri bilinmeyen; çığırtkan, cazgır, anonsçu, sunucu sıfatlarını taşıyanlardan söz etmek istiyorum bu yazımda. Radyo, televizyon ve salon spikeri, stadyumda coşturan amigo, peşrev esnasında güreşenlerin bilgilerini şiirsel anlatan cazgırlarla benzerlikleri olmakla beraber onların sunuculuğunun farklı olduğunu biliyorum. Sunuculukta güzel konuşma ve diksiyonun önemli olduğunun altını çizerken, tanıdığım tecrübeli birçok sunucunun parti mitinglerinde detone olduğunu bilenlerdeniz. Elinde yazılı metin olmaksızın tamamen doğaçlama seslenerek meydandaki coşkuyu uzun süre diri tutmak her baba yiğidin harcı olmasa gerek diye düşünenlerdenim.  

Görev yaptığı siyasi partinin düşünce ve ideallerine inanmazsa duygu ve coşkusunu meydandaki halka yansıtmakta zorlanabilir. Parti liderini amatör ruhunu diri tutup takdim ederken yaptığı işe sevgisini katıp binlerce insanı coşturur. O, miting meydanını dolduran kalabalığı değil, katılanlarla göz göze gelmişçesine içten seslenirken, kelimeleri seçerse meydan coşkusuyla başarı orantılı olur.

Miting esnasında kelimeleri açık ve seçik şekilde seslendirmesi; bilinçli ve seçerek yapacağı espriler onun daha iyi anlaşılmasını sağlar. Gittiği bölge, yöre ve vilayette yaşayanların sosyal ve ekonomik meselelerini, örflerini, geleneklerini, inanç değerlerini, kutsallarını, insanlar arası ilişkilerini, sevdikleri renklerden tutun, kıyafetlerine varıncaya kadar, ağız ve şive farklılığı varsa onları da bilmesi sunucuyu miting meydanının kahramanı yapabilir.

Miting meydanında kalabalık, gürültü, patırtı ve şamata çok olduğundan ses teknisyeni ile birbirlerini anlamakta zorlanmamak için, kaş, göz işareti veya aralarında anlaşacakları farklı bir işareti kullanmaları gerekir.

Kuruluşunu yaptıktan sonra Ak Parti’nin il binaları açılışı ve ardından yapılacak ilk seçimlere yönelik mitingler için sunucu arayışına girildiği günlerde şimdilerde Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü görevini ifa eden radyocu Hasan Doğan’ın katılmasıyla sunuculuk görevini üstlenmiştik. “Beraber yürüdük, biz bu yollarda/Beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkı sözlerini ülkemizi karış karış dolaşıp söylemiştik. O günlerde yaşadıklarımız dergi sayfalarına sığmayacak kadar birçok hatıra ile dolu. Yol arkadaşlığının kutsal olduğu şuuruyla geçen günleri, o günlerde yoldaşlık ettiğimiz dostlarla güzel günler olarak şimdilerde karşılaştığımızda yâd ederken, arada “Evi yapan kazma, dışarıda kalırmış” atasözümüzle sitemimizi dile getirmeyi ihmal etmiyoruz.