BAVULDAKİ ‘HAYAT’

 

Çocukluk günlerimde annemin haberi olmaksızın ahşap sandalyeye korkusuzca çıkıp tavandaki bir insanın zor geçebileceği tablayı minik ellerimle yukarı itekleyip tavanın iç kısmına çektikten sonra güçlü bir hamle daha yapıp soluğu çatı arasında aldığım günleri hatırlatmıştı Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken ‘Babamın Bavulu’ konuşmasıyla Orhan Pamuk.  Rahmetli babam bavul hediye etmemişti ama bavul dolusu eski tarihli dergi ve gazeteleri hıfzetmişti çatı arasındaki eski bavulumuzda.

Kar ve yağmurdan korunmak yağ tenekelerinin açılmasından yapılan çatıdaki paslı tenekeler ile toprak tavan arasına saklanan bavulun kapağını kaldırdığımda yuttuğum tozlar aşağıya indiğimde burnumdan simsiyah soba kurumu gibi çıkardı.  O günlerde 250 binler sattığını sonradan öğrendiğim ‘Hayat’ dergisinin (21 Eylül 1961, Sayı 39) Adnan Menderes’in asılmaya gitmeden önce doktor muayenesi,  arkadan bağlı elleriyle beyaz gömlek giydirilerek idam sehpasına yürütülmesinin fotoğraf ve alt yazılarını saatlerce incelerdim.  Benim için önemli arşiv niteliği olduğuna inandığım dergi ve gazeteleri uzunca bir süre tavandan indirmediğimizi, göz attığım günlerde zevk aldığımı ilk gençlik yıllarımdan hatırlıyorum.

Hatırladığım elbette sadece bavul değil. Tavanda ne kadar zaman geçirdiğimi babamın ajanslarda kulağını vererek dinlediği ‘Tesla’ lambalı radyo üzerinde sabitlenmişçesine duran Alman yapımı, kurmalı, tamburlu çalar saatimizden öğrenirdim.  

 

İçerisinde eski tarihli dergi ve gazete dolu bavulun çatıda neden saklanmış olabileceği konusunda yorumu zihinlerinize bırakarak o günlerde tirajı çok fazla olan Hayat dergisi çerçevesinde Şevket Rado’dan söz etmek istiyorum.

1913 Üsküp doğumlu. Vefa Lisesi mezunu Hukuk eğitimi alan Rado, Son Posta gazetesinden sonra Akşam gazetesinde muhabirlik, fıkra yazarlığı, yayın müdürlüğü yapmıştır. Gazeteciliğin yanı sıra sosyoloji ve edebiyat öğretmeni olarak da çalışırken İstanbul Radyosunda her hafta aile sohbetleri programı yapmıştır.

Onun tanınmasını sağlayan ise, 1956 yılında ilk sayısından başlayarak Türkiye’nin ilk magazin dergisinin son sayısına kadar yazması ve yönetmesidir. Varlık dergisinde Şevket Hıfzı adıyla şiirler yayımlayan Şevket Rado, Eşref Saati, Ümit Dünyası, Hayat Böyledir, Aile Sohbetleri, Saadet Yolu ve İnsan Severse Yaşar isimleri ile yayınladığı sohbetlerinde gençlere doğru yolu göstermeyi gözetmiştir.

Ses, Resimli RomanHayat SporAyna ve Hayat Tarih dergisi ile adından söz ettirmiştir. Haftalık fasiküller halinde verdiği Hayat Ansiklopedisi (1960) de toplumda yankısını bulmuş yayınlar arasındadır.

Nezihe Araz, Hikmet Feridun Es, Semiha Es, Yılmaz Öztuna, Naşit Hakkı Uluğ, Rakım Çalapala, Nihat Menteşe,  Şevket Kutkan, Yahya Benekay, Muharrem Ergin ve Vedat Nedim Tör gibi isimleri kadrosunda barındıran Hayat’ta Refik Halit Karay’ın ‘Karlı Dağdaki Ateş’, Halide Edip’in ‘Akile Hanım Sokağı’ ve ‘Kızıl Hançerler’, Kerime Nadir’in ‘Sisli Hatıralar’ gibi romanları tefrika edilmiştir.  

Yapı Kredi Bankasının sahibi olduğu dergi yetmişli yıllarda işlevini kaybetti ve bir grev sonucu 6 Temmuz 1979’da kapandı.  Muhteva ve basım tekniği açısından ülkemiz basın dünyasında bir dönüm noktası olan Hayat dergisinde Türk sanatı, Osmanlı tarihi, aktüalite ve edebiyatın muhtelif dallarına ait enteresan konular cazip bir şekilde işlenirdi.

Duvardaki saatleri yaylar işletiyorsa ev hayatındaki eşref saatlerini de tatlı dil işletir diyen Şevket Rado, 9 Nisan 1988 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Bu vesile ile onu yazısından bir alıntı ile anmış olalım:

“Birkaç günlük ömrümüzü saadet içinde geçirmek hepimi­zin tek arzusudur. Yaşamdan zevk almayı bilmek, mesut olmanın olmazsa olmaz koşuludur. Bu dünya, gelinebilecek dünyaların elbette ki en iyisidir. Etrafındaki konularla ilgilenmesini bilenler, asla sıkılmazlar. Tatlı dilin açamayacağı kapı yoktur.”