MEMURLUĞA ELVEDA DERKEN…

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten…

Necip Fazıl

İlkokul yıllarımda mahalle bakkalı ve manavında çıraklık, tuhafiyede tezgâhtarlık, sinemada gazoz satışı, işimin patronu olduğumda ayakkabı boyacılığı, közde mısır, hastane girişi çiçek, Cebeci Tren İstasyonu’nda Elmadağ’dan gelen soğuk suyu Ayaş testisine doldurup ‘ soğuk su, buz! ’diye sattığım günler özlenir.  

Ankara Gülveren Lisesi mezuniyetim sonrasında mesleği tabela yazımı olan arkadaşla müteşebbis ruhumu ‘Arı Reklam’ adıyla rahatlatmıştım ki annemin “Devlet memuru ol, tatili, bayramı, seyranı, hastalığı var” sözlerini emir telakkisiyle Çalışma Bakanlığı’nın memur alımı imtihanına girip başarılı olmuştum. Kadro yetersizliğinden ‘bekleyen derviş muradına ermemiş’ ti elimizdeki belge ile Tarım Bakanlığı’na müracaat sonrasında Personel Eğitim Merkezi Ambar-Ayniyat Memuru olarak göreve başladığımda 19.11.1975 Çarşamba günüydü.

Çalışıp okumak üzere Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü (Gece) öğrencisi olduktan sonra yazmaya ve karikatür çizmeye başladım. Mezuniyet sonrası Milli Eğitim Bakanlığı ‘bir işte çalıştığımdan dolayı’ atanamayacağımı bildirince Orman Bakanlığı emrine Şef olarak geçiş yaptım. Bir maaş aldıktan sonra Şubat 1985 de Ankara Laborant Meslek Lisesi’ne Edebiyat Öğretmeni olarak başladım. Tarım Bakanlığına ara eleman yetiştiren okulda ders dışı sosyal etkinlikler ve gece nöbetlerinde ideal öğretmenin nasıl olması gerektiğine dair bilgilerin tatbiki ile huzuru yakaladım.  Üstlendiğim idari göreve, dernek, sendika ve vakıflardaki yöneticiliklerim, gazete ve dergilerde müstearla yazmam engel teşkil etmiyordu.

Koridorlarında kırmızı yolluklar olan makamla ilk tanışmam ise, 1996 Refah-Yol Hükümeti Tarım Bakanı Musa Demirci’nin Basın Müşavirliği görevinde devletin incelikleri ile tanışma fırsatı buldum. Bir yıl geçmemişti ki, 28 Şubat’ın yıkıcı etkisini görmeye başladık. Balgat Hamidiye Camii’nde Cuma namazı çıkışı Akif Gülle ile karşılaşıp, Necati Sungur ile Ahmet Karademir’in katılımıyla Necmettin Erbakan’ın odasında yaptığımız kısa görüşmede tevdi edilen görevin yükünü hissetmiştik.  ‘Basın Koordinasyon Merkezi’ adını verdiğimiz mekânda Erbakan Hoca’nın medya ile olan ilişkileri düzenlemeye yardımcı olunacak,  günlük basın takibi ile değerlendirme yapılacak,   siyasi aktör olarak Erbakan’ı sempatik ikmal çalışmaları ile gündemde tutacağımız bir çalışma ofisi oluşturmuştuk.  

Refah Partisi’nin kapatılması öncesi Fazilet Partisi’nin kuruluşunda medya ile ilişkilerinin pozitif yönde gelişimine katkı,  Genel Başkan Recai Kutan’ın parti grubunda yapacağı konuşma metinleri başta olmak üzere gündeme dair yapacağı açıklama ve haber değerlendirmelerini bilgi notu haline dönüştürüp ilgili birimlere veriyorduk. Bu arada Balgat’la partinin temasının sağlıklı olmasına özen gösteriyorduk. Koordinatörümüz Akif Gülle’nin milletvekili seçilmesiyle danışmanlık görevine gelmemin akabinde yenilikçi kanatla hareketi sonrası Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı olunca genel merkeze taşındığımızda ben, Ak Parti Grup Danışmanı, Hasan Doğan Akif Gülle’nin milletvekili danışmanı olarak görevlendirilmişti.

 Beraber ıslandık yağan yağmurda

Bu dönem Ak Parti’nin mitinglerinde seçim otobüslerinin organizasyonu ve sunuculuk yapmamdan dolayı Recep Tayyip Erdoğan’la yakın çalışma günlerimdir. Miting, açılış, toplantı, ziyaret derken ülkenin dört bir tarafında Tayyip Erdoğan’la yol arkadaşlığım olmuştu.  İktidarla birlikte Tarım Bakanlığı tecrübemizden olsa gerek çiçeği burnunda bakan Sami Güçlü’nün Özel Kalem Müdürü görevi, ardından Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı unvanı ile atanmıştım. Eğitimci olmamız hasebiyle mesleki gelişmeleri yakından takip ederek teknik konular dışında eğitimde neler yapabileceğimi sorguladım. 23 aylık görevimde 24 merkezde eğitim programı yapıldığından diğer birimlerin başkanları ‘Mega Başkan’ dediklerinde gülüp geçiyordum. Genel Müdür Yardımcısı olarak Kararnamemiz yazıldığı halde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ‘gerek görülmemiştir’ notuyla iadesi sonrası TBMM Başkanı Bülent Arınç’la yaptığım görüşme olumlu neticelenmişti. TBMM’de 17.12. 2004 tarihinde ‘Müdür Yardımcısı’ görevine başlatıldım. Köksal Toptan’ın TBMM Başkanı olduğunda TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil’in istemiyle TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Koordinatörü görevine getirildim. Burada TBMM çatısı altında düzenlenen her toplantıda fiilen görev yapmanın avantajını değerlendirme imkânım oldu. Mehmet Ali Şahin’in TBMM Başkanlığı döneminde devam ettiğim görev TBMM’de teşkilat yasasını değiştiren Cemil Çiçek döneminde sona erdiğinde şahsa bağlı kadrosuna atandık.

Türk Parlamenterler Birliği

O dönemde aktif çalışırken bir gecede boş duruma düşürülen çok arkadaşımızın erken emekliliği kabullenmesinin vebalini kim verir bilemiyorum. Zorunlu emekli edilen arkadaşlar dışında işe devam eden bizlere oturacak sandalye verilmemesi yaşanılması zor bir durum. Nevzat Pakdil’in telefonu ile Kadir Ramazan Coşkun ile görüşmemi söylemesi bu günlere rast gelir. Yaptığım görüşme sonrası Türk Parlamenterler Birliği’nin yayını derginin başına getirilmem, birliğin yapacağı diğer sosyal etkinliklerde koordinasyonu sağlamam gibi görevlerle birlikte ‘Besmele’ ile başladığımız işimize devam ederken, TBMM Başkanı İsmail Kahraman Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanı olarak atamamı yaptı. Soyadı gibi karaktere sahip olan İsmail ağabeyimizle yakın çalışırken hain darbe teşebbüsü 15 Temmuz sonrası TBMM Genel Sekreter Yardımcılığı görevini de deruhte ederken TPB Yayın Koordinatörlüğü görevimi de bırakmadım. TBMM Başkan Müşaviri kadrosuna atandığımda Allah’tan sağlık, bereket ve mutluluk dileğimi tekrarladım. Nasip olursa takvimler 13 Ekim 2020’yi gösterdiğinde memuriyete veda edeceğim.

Zamanın kayıp gittiğini, ömrümüzün ilerlediğini fark ederek hayatın acı ve tatlı güzelliğiyle hemhal olduğumuzda değerlerimize inanmanın kazandırdıklarını yol azığı yapmanın hoşluğu ve yaşadığım günlere saygılarımla.