BİLDİĞİNİZ AHMET MUHİP DIRANAS

Temmuz’un yakıcı öğle sıcağında Server Vakfı’nda şair-yazar İbrahim Eryiğit’le oğlum Akif’e matematik dersi takviyesini görüşmek üzere sözleşmiştik. Ankara Demirtepe semtinde araç park etmenin zorluğundan cadde üzerine dörtlüleri açıp binaya koşar adımlarla girecektim. Apartman girişinde sandalyede bir bayanın “Nereye gidiyorsun?” sorusuna cevabımı beklemeksizin “Ne bu surat, şuna bak, biraz gülümsesene, ne çok sinirlisin” cümlelerini de duymuş, yaşını başını almış bayanla görüşmeye vaktim olmadığından soluğu asansörde almıştım. Vakfa girdiğimde, Mehmet Ali Bulut, Ersönmez Yarbay ve Mehmet Tezel’e bahsedince ‘Ahmet Muhip Dıranas’ın eşi, Alzheimer rahatsızlığı var’ deyince üzülmüştüm.

Gazi Mustafa Kemal bulvarında trafik polislerinin uyarı sonrası ceza yazdıklarını bildiğimden çayımızı içemeden vedalaşıp indiğimizde aynı yerdeydi. Tebessümle edebiyat öğretmeni olduğumdan bahisle halen TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Genel Koordinatörü görevini yaptığımı, biraz önce girişte acelem dolayısıyla stresimi normal görmesini, ‘Fahriye Abla’ şiirini bildiğimi söyleyip özrümü ifade etmeye çalıştığımda Münire Dıranas’ın yüz şekli değiştiğinde ‘Fahriye Abla’ şiirinden hoşlanmadığını anlamıştım. Bayan Dıranas ciddi ifade ile “Ona şiir yazmış olabilir, beni sevdiğinden kitabını bana ithaf etti” demişti. Biraz önce beni azarlayan hanımefendinin gönlünü almak gerektiğine inanarak “Sizin gibi güzel birisine kitap ithaf edilmiş olması gayet doğal” diyerek elini öpmüştüm. Bulunduğu binada ‘Ahmet Muhip Dıranas Vakfı’na ait dairede oturan hanımefendi kültür ve sanatla ilgilenmemden dolayı Ahmet Muhip’in kitaplığını görmem için davet etmişti. Bülent Ecevit’in verdiği dairedeki kitapları o gün işlerimin yoğunluğundan dolayı görememiş, daha sonra özel olarak ziyaretine geleceğimi belirtmiştim.

 

Fahriye Abla şiiri 1935 senesinde Varlık dergisinde yayınlandıktan sonra şairini gölgede bırakmıştır desek yanlış ifade etmemiş oluruz. Çocukluk yıllarında şairde iz bırakan genç kız, hikâye anlatımıyla tasvir edilmiştir. Fahriye Abla’nın yaşadığı ev, mahalle anlatılırken onun kıyafetleri, mizacı okurun gözünde canlandırılmaktadır. Fahriye Abla’ya duyduğu ilgiyi hayalleriyle buluşturan şairin çocukluk yıllarına dönüş özleminde olduğunu söyleyebiliriz.

Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarlardan etkilenen 1909 yılında Sinop’ta dünyaya gelen Ahmet Muhip Dıranas’ın, 1929 da mezun olduğu Ankara Erkek Lisesi’nde Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar hocalarıdır. Üniversite okumak için gittiği İstanbul’da Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Edipoğlu ve Şevket Rado gibi isimlerle olmuştur.  

Bir dönem Türkiye İş Bankası ve Anadolu Ajansında Yönetim Kurulu Üyesi, Devlet Tiyatrosu Edebi Kurulu’nda da başkan sıfatıyla görev yapan Dıranas, 1950 ve 1958 seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili adayı olmuş ama seçilememiştir. 

Edebiyatımızın beğenilen şiirlerinden olan  ‘Fahriye Abla’ tiplemesinin gerçekten olup olmadığı üzerine tartışmalar yapılırken eşi Münire hanım bir röportajında “Herkes ‘Fahriye Abla’ şiirini konuşur ama Ahmet Muhip Bey, tek şiir kitabını bana ithaf etti. Kendisi bohem adamdı. İçkisini devam ettirdi benimle beraber. Ben hiçbir zaman karşı çıkmadım. Ama o da bana her zaman sevgi, saygı besledi, daima beni methetti. Ben onu hep baba gibi sevdim” deyip ‘Fahriye Abla’ şiirinin evliliklerinden önce yazıldığına dikkat çekmektedir. Eşin anlatımına devam edersek: “Halk bu şiire bayılıyor! Ben evlendiğimde Fahriye kim bilmiyordum. Bu ünlü şiiri öğrenince ‘Kim bu Fahriye?’ diye sordum. İlişkisi olan bir komşusuymuş. Yani olay şu: Muhip Bey’in babası askeri fabrikalarda çalışıyor. O sırada işçiler için Cebeci’de yaptırılan İşçi Evleri’nde kalıyorlar. Fahriye de Muhip Bey’in annesinin komşusu. Sürekli evlerine girip çıkarmış. Aslında Fahriye evli, çoluk çocuk sahibi bir kadın. Ama başkalarıyla da düşüp kalkan hafifmeşrep bir kadın. Zannediyorum Muhip Bey’i de tavlamış o dönem” sözlerinden onu kıskandığı ama “Allah Allah, bu çok saçma bir soru! Ben dünyaya gelmeden 3 yıl önce Muhip Bey, Fahriye Abla’yı tanımış. Fahriye’yi görmedim hayatımda! Muhip Bey benle evlendiğinde Fahriye işi çoktan bitmişti” diye kestirip atması, ‘Fahriye Abla’ şiirini yazdığından pişman olduğunu, kimsenin onu örnek almamasını gözleri yaşlı anlatmıştır.

2010 senesinde Bayan Dıranas’la ayaküstü yapılan kısa görüşmenin hatırlananları paylaşırken kitaplığımdaki Bahriye Çeri’nin editörlüğünde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 2013 tarihinde yayınlanan ‘Ahmet Muhip Dıranas’ kitap sayfalarında dolaşmış olduk.

Ne dersiniz, yazımızı ‘Bildiğiniz Ahmet Muhip Dıranas’ın mısraları ile noktalayalım mı?

Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla!