LABORANT MESLEK LİSESİ

Devlet Parasız Yatılı Okul Sınavında başarılı olan Anadolu’nun muhtelif yerlerinden gelen talebelerimizle okulun açıldığı ilk günler hasbihal ederim. Gurbeti ilk yaşadığını belirten öğrencilerim genellikle Başkent’e meslek sahibi olabilmek için geldiklerini ifade ederlerdi. Farklı yörelerden gelen gençlerle tanışıp, halleşmemizde doğdukları ve büyüdükleri köy, mahalle, ilçe veya şehir hakkında bilgilerimi tazelerken aynı okulu kazanmış arkadaşlar birbirleri hakkında bilgilenirlerdi. Sohbet derinleştikçe aile bireylerine kadar iner, ne işle meşgul oldukları, kardeşleri gibi mevzularla samimiyet artardı. Edebiyat öğretmeni olduğumuz için konuyu farklılaştırmak için “Kitaplığı olanlar parmağını kaldırsın” sorumuzda çoğunun başı öne eğilir, bazısı kitaplığı olmadığını, kimisi de çekinerek rafta birkaç kitap bulunduğunu ifade ederdi. Açıklıkla belirtmek gerekirse çoğunun evinde ‘kitaplığı yoktu’.

Öğretmenliğimin ilk günlerinde yatılı okulun kütüphanesini gördüğümde sevincimin kursağımda kalacağını düşünmemiştim. Kilitli kapısının anahtarı idarede olan kütüphanedeki bilgiye ulaşmak için müdür yardımcısına başvurulacak, uygun görürse öğrenci içeri adım atıp rafları karıştırıp bulursa dersini yapabilecekti. Durumun yanlışlığını okul yönetimine lisan-ı hal ile söylediğimde anlayışla karşılanmış ilgilenmem şartı ile sorumluluğu bana verdiklerinde öğretmenler odası yerine kütüphane mekânım oluvermiş,  derslerimin hazırlığını orada yapmaya başlamıştım. Eğitici ve rehberlik etkinliklerinde öğrencilerin ders dışı gelişimlerini sağlayacak olan ‘Kültür ve Edebiyat Kolu’ çalışmalarımızın merkezi de kütüphane olmuştu. O günden sonra kapısının üstünde ‘Kütüphane’ yazan yerde ‘Duvar Gazetesi’ başta olmak üzere kültür, sanat ve yazmaya meraklı öğrencilerle adına yakışır duruma gelmişti.

Hatırlayanlarınız olacaktır, o yıllarda yazılı basının tamamı kupon ve abone karşılığında ansiklopedi verirdi. O nedenle kütüphanemizin rafları öğretmen ve çalışanların evinde yer olmadığından bıraktığı bedava ciltlerle işgal edilmişti. Veteriner fakültesinde saman kâğıda teksir edilmiş meslekî notların kolilerle bulunduğu kütüphanenin aktifleşmesi için Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı vb. kurumlardan isteklerimize kitap olarak verilen cevaplarla keyiflenmiştik.  Yakinen tanıdığım aşina yayınevlerinin gönderdikleriyle kitaplar çoğaldıkça öğrencilerimizle daha çok ilgilenme fırsatı yakalamıştım.

Bilginin aktarılmasında, bilgi kaynaklarının korunmasında, çoğaltılmasında ve hizmete sunulmasında aktif olarak görev alan kütüphanelerin kültür, ilim, eğitim ve sanat hayatı içerisindeki sosyal kurumlarımız arasında olduğu gerçektir.

Kitapların dost olduğunu, ‘oku’ emrini düşüncemize kazıdığımız kültürün izlerini bilenlerdeniz. O nedenle kütüphane ile öğrencilerimizin meslekî bilgileri dışında gelişimlerini sağlamalarının elzem olduğunu hissettirmemiz gerektiğinden öyle yapmıştık. Müfredatı eksiksiz uygularken sair zamanlarda hasbihalimiz ‘okumak, yazmak ve düşünmek’ üzerineydi. Yatılı okuyan veya görev yapanlar bilir. Hafta sonlarında değişiklik olması çarşı izniyle serbest kalan öğrencilere kitapçı adreslerini tarif eder,  “Almasanız bile, raflardan, vitrinlerden kitapları elinize alıp, sevin ve yerine koyun. Arka kapağındaki yazıya göz atın, önsözüne bakın.” gibi basit ödevler verirdim.

 “Suyu bardakta, toprağı saksıda görenlerin gerçeği yazmadıklarını, asıl yazanların ve anlatanların bu toplumun içinden çıkanlar olacağını” ifademizi o günlerde algılamayan  öğrencilerim yıllar sonraki görüşmemizde “Hocam, o günlerde bizlere ders kaynatma gibi gelen sohbetlerin aslında zihnî gelişmemize katkı sağladığını, aile ve iş hayatımızda gördükçe size dua ediyoruz” gibi hak etmediğimiz övgülerde hoşumuza gider oldu.

Bu vesile ile okul kütüphanelerinin uğrak yeri olmasında emeği geçenleri hayırla yâd ederken, öğretim üyesi, avukat, doktor, idareci, mühendis, diş hekimi, veteriner, inşaat mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog, öğretmen ve iş dünyasının başarılı insanları arasında yer alan talebelerimle gurur duyarak yazımı noktalıyorum.

PAYLAŞ?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.