Mangan’ la Tanışalım

İrlandaca ve Almancadan İngilizceye çeviriler yapmış İrlanda  milliyetçilik   akımının önemli ismi, ‘İrlanda’nın ulusal  şairi’ James Clarenca Mangan, Latince, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca öğrenmiş, ailesinin geçimine katkıda bulunmak üzere noter yanında ‘kopya kâtibi’ olarak çalışmış.

Divan edebiyatı şiirlerini Almancadan İngilizceye çevirdiğinde Osmanlı şiir gelenimizden ilhamla şiir yazmış, şiirimiz hakkında düşünceleriyle edebiyatımızın Avrupa’da tanınmasında önemli rolü olmuş. 

Friedrich Schiller ve Goethe gibi Alman şairlerini İrlandalı okuyucularla buluşturan İrlanda dışındaki kültürlerden etkilenen Mangan, 1834’ten itibaren Dublin Üniversitesi Dergisi’nde yazmış. 1841’de Dublin Üniversitesi Kütüphanesi’nde çalıştığında ‘Genç İrlanda Hareketi’ne katıldığından 1848’de işten çıkarılmış.

Türk gibi düşünmeyi ve hissetmeyi şiirlerine nakşettiren Mangan ile tanışmam rötarlıdır.  Aylık olarak yayınlanan Genç Dergisi’nde minnacık bir haber sonrası kısa bir internet dolaşımında Adem Turan’ın Hece Yayınları’ndan ‘Mangan Mangan’ adıyla bir şiir kitabı  ve yorumlar dikkatimi çekiverdi. Aynı günlerde tevafuken bir televizyon programında onun hayatı, sanatı ve düşünceleriyle ilgili yapılan konuşmayı zikredebilirim.  

Ömrü boyunca İrlanda’dan hiç çıkmadığı, dolaysıyla Türkiye’ye de gelmeyen şairin Türkiye sevdasıyla yazdığı şiirleriyle İngiliz Edebiyat Ansiklopedisi’nin onu Türk şairleri başlığı altında gösterdiğini,  edebiyat çevrelerimizin 1968 de Tarih Mecmuası’ ndaki bir yazıyla tanıdığını öğrendiğimde ilginç bir kişiyle karşılaştığımı fark ettim.

Tarihî ve doğal özellikleriyle İrlanda’nın başkenti Dublin’in Saint Stephen Meydanı’nda heykeli dikili şaire kulak verelim: 

Ben, James Clarence Mangan

Geldim bulutların diliyle

Size konuk olmaya

Dışınızdaki İrlandalı benim

Sırtımda ihanetin ayak izleri

Düşerek, çarparak, kırılarak

Yapayalnız böyle sokaklarda…

Erzurum civarına savaşmaya giden Karamanlı bir delikanlının sıla hasretini anlatan  şiir yazabilen Mangan’ın şiirlerini okuduğunuzda Osmanlı topraklarında yaşamış ve etkisini hayatına taşımış biriyle müşerref oluyorsunuz.

Ülkemizde yeterince tanınmadığını ifade etmiştim. Düşünebiliyor musunuz, İrlandalısınız, lakin İslam inanç ve kültürüne, Türk geleneklerine duyduğunuz derin saygı ve bağlılıktan dolayı Oxford Antolojisinde adınız Türk şairleri arasında sayılıyor.

BBC’de Türkiye hakkında programlar yapan Peter Hird: “Mangan’ın yazdıklarını yazabilmek, hissettiklerini hissedebilmek ve onun gibi düşünebilmek için kesinlikle bir Türk olmak gerekir…” derken Adem Turan, onun dilinden ‘Sizinle beraber olduğumu gördüm’ ve şiirde geçen terkiplerle İrlanda’nın bağımsızlık savaşına gönderme olarak anlaşılabileceğinin altını çizmiş. Dünyayı şiir gözlüğüyle gören şairlerin mısraları resim ve fotoğraftan farksızdır. Anadolu’da doğup büyümüşçesine şiiriyle okurunu duygusuna paydaş yapan J. C. Mangan’ı tanıştıran Adem Turan’a teşekkürü bu vesileyle iletmiş olalım.

Türkiye’de üzerine dikkate değer bir akademik çalışma yapılmamış Mangan’ın Osmanlı coğrafyasına ait şiir ve düzyazılarını ölümünden çok sonraları, yayımlanan antolojiden gördüğümüzde Doğu’ya bir batılı gözüyle değil, ötekileştirilmiş bir batılı olarak bakarak oryantalizmin ezberini bozduğunu ifade edebiliriz. Mutasavvıf edasıyla “Elveda gaileli dünya, günahlarla haşır neşir dünya. Ruhum dinlenecek artık Allah’ın sakin yurdunda” satırları aynı zamanda Türk’ün çilesini yansıtıyor.

Mangan’la ilgili yapılacak çalışmalar onun düşünce dünyasının anlaşılmasını sağlayacağı kadar Orta Doğu’nun Batı’ya olan etkisini göstermede önemli bulgu ve yorumlar ortaya koyacağı da muhakkaktır.

Uyuşturucu ve alkole bağımlılığı dolayısıyla İrlanda’da baş gösteren kıtlığın devam ettiği 1849 yılında Dublin’de açlık ve koleradan ölen Mangan’a ilgimin artması, İrlanda hava durumunun nasıl olduğunu telefonuma yüklenmemin nedeni farklı.

Türkiye’ye ve Türkçeye neden ilgi duyduğu muamması çözülür bilemiyorum ama oğlum Akif’in Yüksek Lisans eğitimini Dublin Trinity College’i tercihi ve Mangan’ın Türk insanına ve Anadolu’ya derin bir sevgi beslemesi, bağımsızlık tutkusu veya en önemlisi Müslümanlığın etkisiyle öldüğünde yastığının altındaki gazel ile yazımızı noktalıyoruz.

“Bu hana ve bu handan

Kaç seyyah geldi geçti

Kaç kervan kefenlenip gitti

Herkes geldi, herkes gitti

Kimse bilmedi neden geldiğini

Nereye gittiğini…”

PAYLAŞ?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.