SİYASETE MİZAHIN KATKISI

 “Gülmesini bilmeyen dükkân açmasın”  Çin Atasözü

Siyasi hayatımızın vazgeçilmezleri arasında bulunan nükte ve hicivle ilgili düşüncelerimizi paylaşırken milletvekillerinin başlarından geçen mizahî olaylardan bahseden kitaplarına göz atalım.  

Politikada mizah, hiciv, nükte ve sataşma vardır. Ama daha da önemlisi ‘kendi kendini eleştirmek’ veya ‘kendisiyle dalga geçmek’ de vardır. Mizah ve nükte denilince aklımıza gelen ilk isim Nasreddin Hoca’dır.

Düşüncelerin nükte, şaka ve takılmalarla süslenip anlatıldığı bir söz ve yazı çeşidi olan mizaha bir gülme biçimi değil, gülerek düşünme biçimidir de diyebiliriz. Demokratik sistemin yerleştiği ülkelerde mizah doruklardadır. Bu doğrultuda baktığımızda meclisimizde siyasilerimizin mizahın dilini çok mükemmel kullandıklarına şahitlik etmekteyiz.

Komik ile gülme arasında fark olduğunu belirten Bergson“Komik olan şey, insanları grup halinde toplanarak bütün dikkatlerini, duygularını susturup sadece zekâlarını işletmek suretiyle, aralarından birisi üzerinde toplamalarından doğmaktadır. Görülmektedir ki, gülme zekâ, ağlama ise duygu merkezlidir. Komik zekâya, sırf zekâya hitap eder. Komiğin olanca tesirini göstermesi için kalbin bir müddet duymaz olması lazımdır. Nükteli ile komik’i birbirinden ayırmak lazım gelir. Komik söz, bizi söyleyene güldüren sözdür; nükteli söz ise, üçüncü bir şahsa veya kendimize güldürür. Nükte, ancak dikkat edildiğinde anlaşılan ince söz ve manâ, yani bir söz ve ibareden hususî bir dikkatle çıkarılan gizli manâ demektir. Nükteli adam, söylediği ve yaptığı şeyin arkasında görünür. Nüktelerine yalnız zekâsını verir, kendini vermez. Nüktedan, orta malı gibi bir fikri tersine çevirerek yahut bir fikrin kabul edilmiş bir ifadesini kullanarak bir fıkrayı, bir darb-ı meseli gülünç bir şekle sokarak hitabeder.” demektedir.

Politikacılarımızın konuşmalarında destek amaçlı olarak sıklıkla atasözlerimize, fıkralara ve deyimlere yer vermelerinden dolayı kültürel zenginliğimize katkı sağlandığını belirtmek isterim. Siyasilerimizin birçoğunun ciddiyetlerini muhafaza etmek için mizah ve nükteye yer vermezler. Mizahın dilinin keskin olduğu kadar yumuşatıcı olduğunu bir kere daha ifade ederken politikacılarımızın ülkemizin barış ve kardeşliğe ihtiyacı olduğu şu günlerde bu dili sıklıkla kullanmalarında çok yarar olacağını düşünenlerdenim.

Nejat Uygur yıllar önce kendisiyle yapılan bir söyleşide “Oyunlarımı kurgularken siyasilerden ilham alırım” diyerek nüktenin önemime dikkat çekmektedir.

Millî egemenliğin tecelli ettiği mecliste parlamenterlerimizin konuşmaları esnasında belagat ve iletişimi en iyi biçimde icra etmeleri beklenmektedir. Sıcakkanlı, sevimli ve samimi oldukları kadar zeki ve espri kaynağı olan milletvekillerimiz konuşmalarını anlaşılır hale getirmenin yanı sıra az sözle çok şey anlatmak için fıkrayı tercih edip, taşı gediğine koymaktadırlar.

Siyasilerimiz fıkra anlatmakla birlikte yaşadıklarıyla da fıkra konusu olabilmektedir. Siyasilerle gezip dolaşırken yaşadıklarını boş durmayım kaleme alanların başında gazeteciler gelmektedir. Tarihe tanıklık ederken notlarını da alan gazetecilerden Tuğrul Sarıtaş “100 Güldüren” isimli eserinde Erbakan, Çiller, Özal, Demirel ve Kenan Evren’le hatıralarını nükteli bir dille anlatırken, Fehmi Çalmuk’ta “Refahın Gülen Yüzü”yle Erbakanlı günlere gülümsemeyle okutmayı beceren gazetecilerimizden.

Yıllarını birçok politikacıyı meydanlarda takdim ederek geçiren ‘Zenger Paşa’ lakabıyla ünlenen Erkal Zenger’in “Siyaset Sahnesinin Cazgırı” isimli kitabında Demirel, Özal, Erbakan ve Ecevit’ten değişik anılara yer verilirken birçoğuna gazetecilerinde şahitlik ettiği gülünçlüklere tebessüm ediyorsunuz.

“Vekilim Beni Tanıdınız mı?” sorusu milletvekillerimizin sıklıkla duyduğu soruların başında gelmektedir.  İşte bu soruyu kitabının kapağına çıkaran Barbaros Uzunöner güldüren milletvekili anılarını derleyerek bir araya getirerek birçok politikacımızla nükteli bir yolculuk yapmamızı sağlamış. “Zor Günler” ise Süleyman Demirel’in 12 Eylül sonrasında siyaset sahnesinde yaşadığı zorlukları onun mitinglerinin danışmanlığını yapan Orhan Güler’in kaleminden okuyorsunuz.

TBMM’de görev icabı milletvekilleriyle yakın duran Habip Kocaman  “Sayın Başkan Lütfen Zabıtlara Geçsin” kitabında TBMM Genel Kurulunda kürsüden anlatılan fıkraları tutanaklardan çıkarıp, parlamentonun mehabetine zarar vermeden yayınlayan isimlerdendir.

Ne diyelim? TBMM’de milletimizi temsil eden vekillerimizin düşünce dünyalarının kültürel hayatımıza katkısı ebediyen sürsün.

PAYLAŞ?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.