GAZİ EĞİTİMLİ OLMAK

1 Mart 1927 günü ‘Orta Muallim Mektebi’ adıyla ve sadece Türkçe bölümü olarak 16 yatılı öğrenciyle öğretime başlayıp, sonraki yıllarda Pedagoji (Eğitim), Tarih-Coğrafya, Matematik, Fizik-Kimya-Biyoloji(FKB), Resim-İş, Beden Eğitimi, Müzik, Fransızca,   İngilizce ve Almanca, bölümlerinin  eklenmesiyle ülkemizin önemli eğitim kurumları arasında birinciliği hiç bırakmamış Gazi Eğitim Enstitüsü’nden söz etmek istedim.

1944’ten başlayarak İstanbul-Atatürk, Balıkesir-Necati, İzmir-Buca, Bursa, Konya-Selçuk, Samsun, Trabzon-Fatih, Erzurum-Kâzım Karabekir, Eskişehir, Adana, Uşak, Edirne, Isparta, Gaziantep, Hatay, Diyarbakır ve Nazilli’de benzeri yapılanmalar ile eğitim enstitüleri açılmıştı.

Başkentimizde, Hukuk Mektebi’nden sonra açılan ilk yükseköğretim kurumu olan Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Sadi Irmak, Ali Fuat Başgil, Suut Kemal Yetkin Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabri Esat Siyavuşgil, Hüseyin Namık Orkun, Prof. M. Emin Erişirgil, Prof. İ. Hakkı Baltacıoğlu, Dr. Mitat Enç, Mustafa Nihat Özön, Kemal Demiray, İ. Hakkı Tonguç, Malik Aksel, Feridun Cemal Erkin ve Selim Sırrı Tarcan gibi aşina isimler ders vermişlerdir.  

Yücel Seçkiner ve Fikret Ünlü gibi milletvekilliği, bakanlık yapmış olanların yanı sıra, Hasan-Âli Yücel de bir müddet yöneticilik görevinde bulunmuştur. Çoğunluğu köy enstitülerinden becerileri ile gelen öğrenciler, sosyal ve kültürel etkinliklerle göz doldurmuşlardır.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nden mezun, yazarlar arasında Kemal Bilbaşar, Rıfat Ilgaz, Fakir Baykurt, Emin Özdemir, Adnan Binyazar, Dursun Akçam, Osman Şahin, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Tahsin Saraç aklıma ilk düşenler.

Başkentte büyük beklentilerle açılan Gazi Eğitim Enstitüsü, ülke eğitimine önemli katkılar yapmasına karşın, kendi kurumsal evrimini sağlayamamış, bir bakıma zamana uyamamıştır diyebiliriz.  Eğitim (Pedagoji) Bölümü’nden beklenen eğitim bilimsel gelişme, bireysel ürünlerle sınırlı kalmıştır. Enstitü yeni binaya (şimdi Rektörlük) taşınınca (1929-30 öğretim yılı) müdürlüğe getirilen Prof. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nın ‘Teşkilat Projesi’ Bakanlıkça hayalî bulunup kabul edilmemiştir. Bu proje Enstitüyü hem bir öğretim kurumu, hem de bir akademik kurum olarak tasarlıyordu. Baltacıoğlu’ndan sonra Enstitü, okullaşmaya doğru sürüklenmiştir. Bu daralma, Enstitünün 1933 ve 1946 üniversite reformlarında iyi yetişmiş, akademik niteliği yüksek olan öğretim elemanlarının önemli bir bölümünü kaybetmesine neden olmuştur. Bakan Hasan-Âli Yücel’in, Gazi Eğitim Enstitüsü, Konservatuvar, Yüksek Ziraat Enstitüsü gibi kurumları özgünlüklerini kaybetmeden üniversite gibi yapıya kavuşturma vaadi, onun bakanlıktan ayrılmasıyla akim kalmıştır.

1960’a kadar program düzeyinde yapılan düzenlemeler, kurumsal yapıda iyileştirme getirmemiştir. 1960’tan sonra, özellikle Enstitü’nün eski mezunlarından müdür Hüsnü Cırıtlı’nın Enstitüye akademik yapı kazandırma çabası sonuçsuz kalmıştır. O yıllarda enstitüyü ‘Akademi’ yapma çabaları da sonuç vermemiştir.

1965 yılında Ankara Üniversitesi’nde, ardından Hacettepe Üniversitesi’nde açılan Eğitim Fakülteleri, Gazi Eğitim Enstitüsü’nün varlığını dikkate almamıştır. Bu fakültelerle konservatuvar ve akademiler Gazi’nin birçok yetkin öğretim elemanını da alıp götürmüştür. 1970’lerin sonunda Enstitü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir ortaöğretim kurumu gibi algılanmaya başlanmıştır. Değişen siyasal iktidarlar, Enstitüye yetkinliğine bakmaksızın tepeden yönetici ve öğretmen atamayı gelenekleştirmiştir. 1930’da 150 öğrenciye karşılık üç profesör, altı doktoralı elemanı olan Enstitünün, 1980’de 10 bin öğrenciye karşılık doktoralı sadece iki öğretim elemanı bulunuyordu.

Enstitü, 1982 yılında kurulan Gazi Üniversitesi’ne “Gazi Eğitim Fakültesi” olarak bağlandı. O yıla kadar ayrılan ya da başka kurumlara geçen öğretim elemanlarının yerine, kurumun geleneğini ve tarihî misyonunu bilmeyen elemanlar atanmıştır. Bugün adı geçen fakülte çok sayıda unvanlı elemana kavuşmuş olsa da tarihî Gazi Eğitim Enstitüsü arasında hiçbir bağ kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz ve’s-selam.

PAYLAŞ?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.